AMALGAM DOLGULAR SAĞLIĞI TEHDİT EDER Mİ?

Cıva Toksitesini Kaybetmez
Cıva hem metalik, hem de inorganik veya organik bileşik formunda çok zehirli olduğunu bilmediğinize hiç ihtimal vermiyorum. Amalgam dolguda yaklaşık yüzde 50-54 oranında metalik cıva bulunur ve amalgam dolgu bir bileşik değil alaşımdır. Yani çeşitli metallerin karışımıdır. Cıva, normal koşullarda oda sıcaklığında sıvı olan tek metaldir ve diş dolgusu olarak kullanılabilmesi için diğer bazı metaller ile alaşım formuna dönüştürülmesi ve katı form alarak fiziksel özelliklerinin dolgu malzemesine uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Amalgamın içerdiği cıva, kimyasal bakımdan metalik cıva özelliklerinden ve toksitesinden hiçbir şey kaybetmez. Amalgamdaki cıvanın gerek metalik ve organik cıva bileşikleri formunda solunum yolu ile gerekse ağız florasındaki bakteriyel faaliyetler ve alaşımdaki
diğer metaller ile gastrointestinal yoldan 24 saat vücuda yüklendiği bir gerçektir. Vücutta biriken cıvanın amalgam dolgu, gıdalar ve çevresel etkiler ile ilave bir yükleme gerçekleşmese bile yarılanma ömrü 18 yıldır.
Civaya Maruz Kalmak Kısırlığa Yol Açıyor
Son 50 yıldır dünyada adından sıkça söz edilen, üzerine yüzlerce bilimsel çalışmanın yapıldığı; İsveç, Norveç, Finlandiya, İtalya, Danimarka, Estonya, Almanya, Rusya, Azerbaycan, Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi birçok Avrupa ve Asya ülkesinde ya tamamen yasaklanmış ya da kullanımı ciddi oranda kısıtlanmış bir malzeme olan amalgam diş dolguları ne yazık ki Türkiye’de hâlâ kontrolsüz biçimde, yüzde 75 gibi oranlarda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Toplum sağlığını önemli ölçüde tehdit eden bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Beyni Etkiler
Yapılmış bilimsel çalışmalarda; cıvanın en fazla ve birinci derecede beyin dokusuna çöktüğü tespit edilmiştir. Beynin özellikle uyku hormonunun üretildiği Epifiz bölgesi ile vücudun tüm hormonal sisteminin ‘komuta kontrol merkezi’ olan hipofiz alanlarına çöken cıva, hızlı biçimde buradaki faaliyetleri bozar ve kişinin uyku kalitesini düşürür. Ayrıca stres hormonlarının artışına neden olur. Yine hipofiz fonksiyonlarının bozulması nedeniyle ‘sebebi anlaşılamayan’ adet bozuklukları, hormonal sorunlar ve infertilite (kısırlık) gibi problemlerle yıllarca tedavi edilmeye çalışılmış defalarca tüp bebek tedavisi görmek zorunda kalmış insanlarda ileri bir incelemede, altta yatan faktörün çoğunlukla kronik cıva zehirlenmesi olduğunu üzülerek görmekteyiz. Beyin ve bağlantılı sinir dokuları dışında cıva en fazla kemik iliğine çökmektedir. Cıva maruziyeti altında üretilen bağışıklık sistemi hücreleri ortaya konabilmiş bir dizi reaksiyon sonucu gereksiz yere aktive olur ve antikor üretmeye başlar. Bunun doğal sonucu ise şanslıysanız alerjik hastalıklar, şanssızsanız otoimmun hastalıklar demektir. Otoimmun hastalıklar; bağışıklık sisteminin dost-düşman ayrımı özelliğini kaybetmesi sonucu vücudun başka organlarına ait masum hücrelere saldırdığı ve buralarda doku hasarı ve fonksiyon kaybına neden olduğu hastalıklara verilen ortak bir isimdir. Bu grupta tanımlanmış yaklaşık 100 kadar hastalık bulunmaktadır ve şu an tıbbın en kronik, en inatçı, en içinden çıkılmaz hastalıklarını oluşturmaktadır.
Otoimmun hastalıklar çoğunlukla ya hiç tedavi edilemez ya da ömür boyu ağır ilaçlarla baskılama tedavilerini gerektirir.
Ağır Metal Kemik İliğini Bozar
Şu anda genelgeçer tıbbi uygulamalar bağışıklık sisteminin bu şekilde davranmasının sebepleri üzerine gitmek ve bu sebepleri düzeltmek şeklinde değil, bağışıklık sistemini ömür boyu baskı altına almak üzerine odaklanmıştır. Ancak olaya geniş bir perspektiften bakıldığında bu tür sorunların temelinde kemik iliğine özel bir ilgi duymasından dolayı başını ağır metallerin çektiği bir grup toksik maddeye çok düşük dozlarda ama uzun süreler maruz kalmak gibi toksikolojik sebeplerin yattığı görülmektedir.
Üreme Sorunları Yaratır
1987’de yayınlanan bir başka çalışmada ise 81 kadın diş hekiminde, saçtaki toplam civa miktarı ile geçmişlerindeki düşük, ölü doğum gibi üreme bozuklukları arasında, kontrol grubuna göre anlamlı derecede farklılık belirlenmiş ve diş hekimlerinde cıvaya maruziyet ile üreme bozuklukları arasındaki ilişki ispatlanmıştır. Zaten amalgam dolgu kutularının üzerindeki uyarı etiketlerinde ‘sakat doğumlara ve benzer üreme sistemi bozukluklarına neden olabileceği’ açıkça belirtilmektedir.”